Tomatoes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tomatoes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2011 Cuma

Pembe Domates Günlügü




Balkonda topraksız tarım metodlarından olan (AFT) havalandırılmış akan su kültürü ile Pembe domates yetiştirme güncesi. Umarım domatesli halini de paylaşırız. Şu an çiçeklenmeye yeni başladı.


Açan çiçeklerin hepsi meyveye dönüşürse dallar nasıl taşır merak ediyorum doğrusu. Pembe domates en lezzetli domates cinsi, bu yüzden kendi yetiştirdiğim domateslerin tadını merak ediyorum.

























Pembe Domatesler büyüyor. Dallar taşımadığı için salkımları  askıya aldım. Bir taraftanda pembeleşmeye başladılar. Hasat yakındır.



Bir kısmını hasad edip tadına bakmanın zamanı geldi sanırım.


Tadları ve lezzetleri muhteşemdi diyebilirim. Okullar tatil olana kadar epeyce hasat yaptım ama toplam kaç kg olduğunu tartamadım.




Ve hasat sonu. Üzerinde hala yeşil olarak domatesler var ama tatil için hazırlıklar başladığı için sistemi boşaltıp temizlemem lazım. Pembe domatesi topraksız tarımda yetiştirip ürün alabilmak büyük keyifti. Tohumları geçen sene Altınoluk' ta köy pazarından aldığım pembelerden tohum çıkararak elde etmiştim. Tohumlar yerli, üretim tekniği temiz ve kontrollü, bundan daha güzel mutluluk var mı? Ne ürettiğinizi biliyorsunuz, ne yediğinizi biliyorsunuz. Keşke ihtiyacımız olan sebzelerin tamamını kendimiz üretebilsek. Bu yüzden topraksız tarım geleceğin tarımı diyorum ve herkesin öğrenip uygulamasını tavsiye ediyorum.

25 Aralık 2010 Cumartesi

Tohumların domatesin içinde çimlenmesi

Bu ay çok büyük bir marketten kasa ile domates satın aldım. Görüntüsü ve albenisi çok güzeldi. Fakat domatesin yarısını bitirmişken ilginç bir olayla karşılaştık. Salata için dilimlerken tohumların domates içinde çimlendiğini gördüm ve bu çok ilginç olayı sizler için fotoğrafladım. Kalan domatesleri çimlenmiş dilimlerle birlikte markete iade ettim. Fakat topraksız tarımla ilgilenen biri olarak bu konunun araştırılması gereken bir konu olduğunu düşündüğüm için sizlerle paylaşıp konu hakkında bilgisi olanların yorumlarını almak istedim.




Domatesleri iade ettikten sonra üretici firma ile internet üzerinden iletişim kurdum. Bu olayın saklama ve çevre şartlarına göre normal bir olay olduğunu ve telaşlanmaya gerek olmadığını söylediler. Konu ile ilgili Akdeniz Üniversitesinden bir profesörün yayınlanmış makalesini gönderdiler. Acaba bu olayı üretici firmanın gönderdiği makaleye inanarak normal bir olay olarak mı göreyim, yoksa f1 tohumların tarımımızı istila etmesinin doğal sonucu olarak mı görmem lazım karar veremedim.

Bütün bu yaşananların normal patates veya soğan çimlenmesi kadar doğal olmasını diliyorum ama yıllarca bir sürü domatesi saklama koşullarından dolayı çürütüp atmış biri olarak ve pazarlarda çürüyen tonlarca domatesi görmüş biri olarak geleneksel tohumla yetişen domateslerde böyle bir çimlenmeye rastlamadığım için yaşanan bu olayların hibrit tohumların hayata girmesi ile oluştuğunu zannediyorum.








Benim öğrenmek istediğim hibrit tohumların ekonomik olarak dışa bağımlılık yaratmasının dışında (ki artık kendi hibrit tohumlarımızı üretecek labaratuarlarımızın kurulduğunu bilen biri olarak) sağlığımız için zararlı olup olmadığından emin olmak istiyorum.





Her ne kadar hibrit tohumla GDO lu tohumların ayrı şeyler olduğunu bilsemde hibrit tohumlarında bir melezleme işlemi olduğunu ve naturel genlere müdahele olduğunu düşünüyorum ve bu da beni tedirgin ediyor. Konu ile ilgili bilgi, kaynak ve araştırma sonuçlarına sahip arkadaşlar varsa paylaşmalarını rica ediyorum.

8 Aralık 2010 Çarşamba

Evsel Organik Atıklardan Sıvı Gübre Üretimi ve Kompost Yapımı

Evsel atıkların çöpe gitmekten kurtarılıp geri dönüşümle ekonomiye katılmasının bir kaç metodundan biriside anaerobik (oksijensiz) ortamda fermentasyonu ile hem sıvı gübre elde etmek, arta kalan posayıda toprakla karıştırarak ev veya bahçe ortamında kompost yapmaktır.

Oluşan sıvı gübre ve kompostu hem evdeki saksılarınızda hemde bahçedeki bitkilerinizde gönül rahatlığı içinde kullanabilirsiniz. Bu sayfada bu konudaki deney ve uygulamalarımı bulacaksınız.

Evsel atıkların bir başka değerlendirilme metodunu da Garbage Enzyme (Çöp Enzim) başlığında sizlerle paylaşmıştım. Bir başka geri dönüşüm metodunu da geçenlerde Haberturk' ün bir sayfasında okuduğumda ne kadar anlamlı bir konu üzerinde olduğumu görmekten daha da mutlu oldum.

Çünki evsel atıkların çöpe gitmesi demek atmosfere açık bir ortamda çürüyerek büyük bir kısmının metan gazına dönüşmesi, atmosferde sera gazı miktarının artmasına sebep olması ve dolayısıyla küresel ısınmanın hızla artması demektir. Bu yüzden  çöp ortamından uzaklaştırılıp geri kazanılan her evsel organik atık sadece ekonomiye katkı değil, en büyük kıyameti geciktirecek bir damla olarak görülmeli ve imkanı olan herkes bu çabaya omuz vermelidir.

FERMENTASYON KOVASI
Anaerobik metodla organik atıkların fermente edilebilmesi için basitte olsa özel bir kovaya ihtiyacımız olacak. İnternet ortamında daha profesyonel fermentasyon kovaları bulmanız münkün fakat ben kovamızıda evsel atıklardan kendi emeğimizle yapalım düşüncesindeyim. Bunun için gerekli malzemeler;

1- Bulabildiğiniz en büyük yoğurt kabı (Kapağının sızdırmaz olması gerekli)
2- 1 Adet Pet su şişesi
3- 50 cm akvaryum hortumu
4- 1 Adet Akvaryum hortumlarında kullanılan vana
5- 4 mm lik matkap ucu veya 4 mm çapında zımba (Çivi bile olabilir)

Yapımı:

1-Yoğurt kabını tam tabanına teğet olacak şekilde 4 mm çapında deleceğiz. Daha sonra akvaryum hortumunu sıkarak sızdırmazlık sağlayacağı için matkaptan ziyade 4 mm' lik bir zımba veya hiç bulunamazsa 4 mm çağında bir metal çubuk ısıtılarak çapaksız olarak delinmesi gerekir.

2- Akvaryum hortumundan kasilecek 10 cm' lik bir parça ucu büzülerek delikten geçirilir. Deliğe dairesel olarak sarması ve sızdırmazlığı sağlayabilmesi için hortum delikten geçmiş vaziyette iken hortumun iki ucundan tutarak hortum çapının delik çapı ile eşit hale gelmesini sağlayın. Bıraktığınızda hortumun deliğe sıkıca sarıldığını göreceksiniz. Daha sonra hortumu kovanın dışındaki ucundan çekerek resimde görülen pozisyona kadar çekiniz.

3- Hortumun ucuna akvaryum vanasını takınız ve kova içine su doldurarak sızdırmazlık testi yapınız. Başka büyük musluk aramanıza hiç gerek yoktur, kova içindeki sıvıtı boşaltmak için bu düzenek işinizi rahatça halledecektir. Denenmiş çözümdür.







4- Pet şişenin kapağına yan yana iki adet ve yoğurt kabının kapağına 1 adet olmak üzere delik delme işlemlerini tekrarlayalım.

5- Arta kalan uzunca akvaryum hortumunun bir ucunu yoğurt kabının kapağına deldiğimiz deliğe geçirip sızdırmazlık sağlayabilmek için daha önce tarif ettiğim, hortumun iki ucundan tutarak delik çapına uydurma işini yapalım ve yoğurt kabına bakan kısımda yaklaşık 1 cm kalana kadar dışarı doğru çekelim.



6- Yoğurt kapağına taktığımız hortumun diğer ucunu pet şişe kağağına deldiğimiz deliklerden birine geçirelim ve yaklaşık pet şişenin dibine değecek kadar çekelim. Bu delikte sızdırmazlık o kadar önemli değildir. Çünki sistemde oluşacak karbondioksit gazını nargile gibi fokurdayarak çıkarmak için zaten kapağa ikinci bir delik daha açtık.

7- Şişenin içine yeterli miktarda su (Hortumun ucunun su içinde kalması yeterlidir. Sistemin içine oksijen girmesini engellemek için yapılmıştır.)doldurduktan sonra fermentasyon kovası kullanıma hazırdır.







Kullanımı:

Evsel organik atıkları parçalayarak (Ben blender' den geçirmiştim.) kova içine aralarında hava boşluğu kalmayacak şekilde yerleştirin ve fermentasyonu başlatmak için ister elinizde ticari EM1 varsa onunla, isterseniz benim yaptığım gibi evde bulunan kuru ekmek mayası, pekmez, yoğurt suyu, varsa peynir altı suyu gibi maddeler ilave ederek yoğurt kovasının kapağını hava geçirmeyecek şekilde sıkıca kapatın. Kovaya tekrar atık ilavesinde yine bir miktar aktifleyici ilave etmeyi ve kapağı sızdırmaz şekilde kapatmayı unutmayınız.

Kısa süre sonra kova içinde bulunan organik malzemeler katılan aktifleyicilerin etkisi ile fermente olarak gaz çıkarmaya başlayacaktır. Bu gaz çıkışını pet şişe içerisinde hava kabarcıklarının çıkışından farkedebilirsiniz. Bu gaz çıkışı takriben iki üç hafta devam edecektir.
Bu zaman zarfında her 3-4 günde bir kovanın altına bağladığımız akvaryum hortumunun ucundaki vanayı kullanarak kovanın dibine sızan fermente sıvı gübreyi başka bir kaba alarak kullanmaya başlayabilirsiniz.
Sıvı gübreyi kullanırken aynen çöp enzimi kullanırken uyguladığımız metodla sulandırarak kullanmayı ihmal etmeyiniz. Sulandırmadan kullanıldığında bitkilerinize zarar verebilirsiniz. pH ölçme imkanınız varsa bitkilerinize vereceğiniz sıvı gübreyi pH' ı 6 olacak şekilde sulandırmanızı öneririm.

Fermentasyon Kabından alınan kompostun kullanımı
Takriben 30-45 gün sonra gaz çıkışının bittiği gözlemlendikten sonra ve sıvı oluşumunun iyice azalmasından sonra yoğurt kovasında kalan katı kompost bahçe toprağınıza karıştırılabildiği gibi evde kullandığınız saksı topraklarının da organik maddece zenginleştirilmiş hale getirilmesi için kullanılabilir.

Saksının tabanına bir miktar toprak serildikten sonra kovadaki kompost malzeme saksının içine doldurulur. Saksının üzeri tekrar toprakla doldururken bir taraftanda yeni ilave edilen toprağın kompost malzeme ile karışması için karıştırılır.
Toprak doldurma işlemi bittikten sonra saksı mutfakta kullandığımız streç film ile hava almayacak şekilde sarılır ve kompost malzemenin toprakla karışarak topraklaşması beklenir. Takriben bir ay beklenir. Bu süreçte toprağın üst yüzeyinde beyaz küf oluştuğunu gözlemleyeceksiniz. Bu yaptığımız kompostlaştırma işleminin düzgün gittiğini ve toprağımızın kullanıma hazır hale geldiğini gösterir. Bu durumda streç film çıkarılarak oluşan küflenmiş toprak geniş bir kaba boşaltılır ve tekrar karıştırılarak saksımız bitki dikimine hazır hale getirilir.

Bir ay sonra beyaz küf oluşmuş saksı toprağı karıştırılarak şaşırtma zamanı gelmiş 3 Adet Red Robin fidesi organik maddece zenginleştirilmiş bu yeni toprağa dikildi. Sonucu bende sizler gibi merakla bekliyorum. Bundan sonraki resimleri yorumsuz olarak sizlerin değerlendirmesine bırakıyorum.

Üç adet fideden epeyce bir Red Robin domates kahvaltılarımızı süsledi. Fakat ben yinede bir damlacıkta olsa Metan gazı oluşumunun engellenmesine katkıda bulunduğum için kendimi daha iyi hissettim. Aslında bu projeyi bir sivil toplum hareketi haline getirmek yada yerel yönetimlerim evlerden aldığı çöpleri çöplüklerin vahşi doğasına terketmek yerine işleme tesisleri kurarak ya enerji ya da gübre olarak hergün tonlarca çıkan bu malzemeleri ekonomimize tekrar kazandırsalar ne güzel olurdu. Hemde küresel ısınmaya ulusal olarak dur demiş olurduk.